Bir Takım Saçmalamacalar

2 Ağustos 2011 Salı

Yağmur yardım etmiyor

 Geleli tam 10 gün oldu bu gri adaya. Olduğum yerden beni alıp pıt diye koymuşlardı beni orta yere. Karşımda tanıdık bir yüz yoktu, çevre tamamen yabancıydı. Tek başıma halletmem gerekiyordu. 
 Hayatımda ilk defa kendi sorumluluğumu tamamen üstlendim, ağır olacağını düşünürken ilk defa bu kadar kuş hissettim. Kanatlarımı hep midemde hissederken bu kez kafamın içinde hızla uçuyorlardı. Bu haz için uyuşturucuya gerek yokmuş demek.
 
 Dünya evrenin küçük bir parçası olabilir ama insan için sonsuz deneyim tahtası. Ömrün kısalığını yaptığım denkleme ekleyince cidden tanrının bizimle ağır dalga geçtiğini fark ediyorum. Yukarıdan veya hangi açıdan bakıyorsa milyarlarca insan O'na taparken O bir yerlerden bizlere gülüyor olmalı. Ölümüne.



 Bak yine yağmur yağıyor,

Bir kuş için uçarken başına gelebilecek talihsizliklerden biri. Pencerenin kuru tarafından elimde gayet sütlü poşet çayımla dışarı bakarken keyifli olabiliyor. Sonra diyorum ki kendime "Evet abi, ben de burada ömrümü geçirseydim bir müzik grubu kurabilir, yazar olabilir, çok başarılı bir öğrenci olup Cambridge Üniversitesi'nde okuyabilirdim." Grilik sakinlik getiriyor. Kediler bile başka miyavlıyor. Havadandır, olur.

 Bak Hazal, idollerin, tanrıların ve tanrıçaların birer birer ikinci ülkende, güneşin batmadığı topraklarda can veriyorlar.
 Bunu derken ciddi olamazsın, güneşin burayı tanıdığını düşünmüyorum bile. Onlardan ne bekleyebilirsin ki?

 Beli bir kişim, konum yok yine. Olmuyor da. Varlığım, beynim ve kalbim bazı kişilere sabit. Kızgınlığım bile onlara ait. Kinim? Öyle bir duyguya sahip değilim. Bende, onlardan başka paylaşacak duygu yok.
 

 Döndüğümde istediğim demlenmiş çay ve samimiyetin getirdiği huzur. Sessizlik ve durgunluktan nasibimi aldım sanırım. 
Belki buradan biraz medeniyet getirebilirsem tam anlamıyla tatmin olabilirim. Ayrıca artık nezleye bir çözüm bulunsun.
Sağlıcakla kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder